M'art'a sanatı,
zıtların birlikteliği

Buket YALÇIN

Havva Marta, neredeyse boyunu aşan tuvaller üzerinde çalışmaktan keyif alıyor. Adeta renklerin içinde kaybolan bir fırça virtüözü o. Sıkıntılarla beraber mutlulukları da tuvaline yansıtıyor. Sanatçılara has iniş çıkışlarıyla birlikte 'sanatsal bir kanalın' içinde doğayı simgeye taşıyor. Toprak, hava, su ve ateş öğelerini yansıttığı tablolarında zıt renkleri kullanmayı seven Ressam Havva Marta, evini aynı zamanda atölye olarak kullanıyor ve yaşadığı yerde üretmeyi seviyor. Evine ve dolayısıyla atölyesine konuk olduğum Marta'yı yakından görünce, 'o koskoca tablolarla nasıl başa çıkıyor?' diye düşünmeden edemedim. Sahibi gibi narin, dingin ve sempatik 'Naz' da söyleşimizin misafiri oldu...

1968 yılında Samsun'da doğan Havva Marta, 19 Mayıs Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Kızının büyümesiyle birlikte, tayinini İzmir'e isteyen Marta'nın öncelikle İzmir ile ilgili düşüncelerini alıyoruz: "İstanbul'a gitmeyi hiç düşünmedim. Oradaki kaos içerisinde hiçbir şeye yetişemeyeceğimi düşündüm. İzmir daha rahat bu konuda. Megaköy deniyor ya, aslında bence de öyle. Herşey var, ama yaşamak istersen... Diğer türlü de küçük şehirde yaşıyormuşçasına kapınızı kapatıp huzur içinde kendinizle kalabilirsiniz. İstanbul'da kendinizi ne kadar soyutlamak isteseniz de olmuyor, o şehir sizi yoruyor."

2004 yılından itibaren kızı Sıla ve köpeği Naz ile yaşamaya başlayan Marta, kişisel sergilerini 1989 yılında Samsun Arkeoloji Müzesi, 1991'de Bilecik Devlet Güzel Sanatlar Galerisi, 2006 Alsancak Kültür Merkezi, 2007 Adnan Franko Sanat Galerisi'nde verdi. Karma sergileri kendine pek yakın görmeyen Marta, "Karma sergiler, bir düşünce veya felsefe çerçevesinde açıldığı sürece bir problem yok ama, farklı tema ve üsluplar yanyana geldiğinde eserdeki anlam bütünlüğünün kaybolduğunu düşünüyorum" diyor.

Kendimi geliştirdim

İnternet üzerinden de yaptığı eserleri görücüye çıkaran Marta, resimde kendini geliştirmeye öğrencilik yıllarında başladığını söyleyerek konuşmasına şöyle devam ediyor: "Sanatçıların egosu biraz daha ön plandadır. Üniversitede eğitim aldığınız öğretim görevlileriyle günün birinde ortak sergide yer alabilirsiniz. Ben, verilen bilgileri iyi özümsediğime inanıyorum. Geri kalanı kendimi geliştirmemle ilgiliydi. Öğretmenlik yapmaya başladıktan sonra daha çok geliştirdim kendimi, hala öğretmenlik yapıyorum. Öğretmen kimliği farklı bir kimlik, sanatçı kimliği farklı bir kimlik. Bazen çatışmalar da yaşanabiliyor. Ama ben dengeyi kurdum. Empati yapmayı severim. Öğrencilerime karşı da diğer insanlara karşı da. Sonuçta birbirimizden farkımız yok."

Canlı performans iyiydi

Marta, Nisan ayında gerçekleştirilen İzmir Art'ta sanatseverlerin izleyici olarak katıldığı etkinlikte canlı performans çalışması yaptı. Bunun kendisi için verimli olduğunu belirtirken sözlerini şöyle sürdürüyor: "Sanatseverlerle farklı bir platformda buluşmak, eserlerimi bilen ama beni tanımayan kişilerin performansımı izlemesi iki taraf için de verimliydi. Farklı dili konuşmasına rağmen sanat için birlikte bir şeyler yapan insanlarla bir arada olmak, rahat çalışmak adına ben keyif aldım."

Belirli bir plan ve disiplin içerisinde çalışan Havva Marta, hayat felsefesi olarak da bunu benimsemiş. Sergi salonundaki asılış sıralarına, hangi köşenin hangi köşeyle birleşeceğine kadar düşünerek eserini oluşturuyor. Hangi ay hangi çalışmayı yapacağını kafasında tasarlıyor. 3 hafta ile bir aylık bir süreçte bir tabloyu tamamlayan Marta, şu anda 12+1 tablodan oluşan 13'lük bir seri ile sergi açacak.

Resme ritim kazandırıyorum

Bir tabloya başlarken, tuvalde hangi renklerin, hangi tonların olacağına karar veren Marta, eserini kurgularken de spontan, eskizsiz ama belli bir konu çerçevesinde çalışıyor. Dinamik ve döngülerin çalışmaları içinde yer almasından yana. Herkesin bir üslubu olduğu gibi Marta da her yönde dinamik unsurları seviyor. Marta, "Geometrik soyutlamalarla birlikte, kompozisyonu asıp fonda kurguluyorum. Sonrasında imgelerim varsa onları yerleştiriyorum. Şu anda örümcekler üzerinde çalıştığım gibi. Arekna ve Athena mitinden faydalanıyorum. Resimlerimde mutlaka bir güneş öğesi bulunuyor. Yeni dünyaları yansıtıyor. Geometrik soyutlamalar yaparken, resme ritim kazandırmaya da çalışıyorum. Renklerle ve tekrarlarla... Tek yönlü bakış değil, çok yönlü, dinamik çalışmalar yapmaktan yanayım. Yağlıboya tekniği ile çalışıyorum ve renkleri üst üste kullanırken kuruma aşamasında oluşabilecek olumsuzluklara karşı hızlandırıcı mediumlar kullanıyorum" diyor.

'Devinim' teması önde

Marta, sanatının içerisinde kendini şu cümlelerle anlatıyor: " 'Devinim' çalışmalarımın ana temasını oluşturuyor. Daire çemberi içinde başlangıç ve son aynı yerde birleşirler. Doğru ve eğri yolu bir ve aynıdır. Herakleitos'un 'her şey ancak karşıtların kavgasından doğar' sözü beni çok etkiler. Çalışmalarımda kullandığım simgeler, toprak, su, hava, ateşi anlatmakta ve bu dört unsuru kapsıyor. Fonda yer alan dokular, simgeler ise her nesnenin herhangi bir sistemdeki konumunda sabit kalmadığını, aynı zamanda varlık biçimini belirleyen süreçlerin tümünü bir döngü (devinim) içerisinde güneş ve ay sembolleriyle anlatır. Kontrast renklerin hem tamamlayıcı hem de karşıtlığıyla denge içinde dengesizliği kurgulamak ve hissettirmek amacım. Zıtlıkları yaşamak ne kadar zorsa, zıt renkleri kullanmak da o kadar zor. Ben bunu yapmaya çalışıyorum." Marta,  fırçasını tuvalde savururken ve renkleri kullanırken çok rahat davranıyor, bu korkusuzluğu da başarısını pekiştiriyor.

Eskiz kullanmıyor

Marta, eskizlerin başlıbaşına bir sergi oluşturabileceğine inanıyor. O anki duygu ve yaratım gücüyle yaptığı eserlerin tekrarını yapmak ona ters geliyor. Bu konuda, "Bunu kabul etmeyenler olabilir. Bütün karmaşaları, olumsuzlukları tuval üzerinde gidermekten yanayım. Olumsuzluğa da düşmüyorum. Kenarları çevirdikçe, tuval üzerinde varolabilecek olumsuzluğu görüp gardımı ona göre alıyorum" diyor.

Arakne'nin Oyaları çalışmasında bir mitten esinlenen Marta, önümüzdeki zamanlarda farklı şekilde peyzajlar, analitik çözümlemeler yapmak istiyor. Monokrom (bir rengin tonlarını içinde bulunduran renk scalası) çalışmalardan da vazgeçmeyecek tabii ki...

Resimaltı:
Tabloları sadece duvarını doldurmak adına alan insanlara karşıyım.
KUTU....
Galeride asılış şekil ve sıralarına göre de bir sonraki eseri nasıl kurgulayacağıma
karar veriyorum. Aslında sanatın içerisinde matematik var. Biraz matematikten de anlamak gerekiyor.

Karma ve jurili online sergiler:

2008 Uluslararası İzmir Sanat Günleri /İzmir, 2007 9th Annual Contemporary Art International Juried Online Art Exhibition "Doku 3, Doku 4, Doku 6 çalışmaları jüri özel ödülü aldı ve Doku 3, Doku 4, Doku5, Doku 6, Doku 7" online sergilenileniyor. 2006 Kültür ve Turizm Bakanlığı 6. Şefik Bursalı Resim Yarışmasında "Kartallar"adlı eseri sergilenmeye değer görüldü. Ankara, 2006 1.Fabrik Art Group Sanat Festivali, Mustafapaşa/Ürgüp, 2006 8th Annual Collage & Mixed Media Art International online sergide "Devinim(The Turn),Bekleyiş,Duacı " adlı üç eseri online sergileniyor. 2006 "The Turn "(Devinim)adlı eseri 8 the Annual Collage&Mixed Media At Internatianal online sergide jüri ozel ödülü almış ve halen online sergide sergileniyor. 2006 "The Galley"adlı eseri 8th Annual All Media Juried Online International Art Exhibition online sergide sergilenileniyor. 2005 23.Universiade 2005/İzmir.

Ödüller:
200 eser arasından seçilen "The Turn" adlı eseri, 8th Annual Collage & Mixed Media Art International online sergisinde jüri özel ödülü aldı. 300 eser arasından seçilen "Texture 3,Texture 4,Texture 6 "adlı çalışmaları 9th Annual Contemporary Art International Juried Online Art Exhibition sergisinde jüri özel ödülü aldı.

« Geri