SAKLA SABRI GELİR ZAMANI!
Havva MARTA Sanatı...

Sanatçı, dış yapıtçıdır. Her nesnenin ya da varlığın karakteristik bir dış yapısı vardır. Özellikleri ve etkileri dokuyu oluşturur. İç yapının işlevsel niteliklerini dışa vuran etkidir doku ve doğanın yapısal özelliğidir. Bir ayrıcalık göstergesidir doku. Marta dokusu ise, yüzeyleri oluşturan bir değerlendirme sanki. Gördüğümüz her şeyin özel bir dış yüzeyi var, değil mi? Eğer ressamsanız ve farklı bakıyorsanız çevrenize doğadaki bu görsellik yaratı olanakları tanıyacaktır size. Marta resimlerine bakarken, farklı tatlar yaşamanızı sağlayacaktır kuşkusuz.

Marta resimlerindeki dokular, birbirine eş ya da birbirini tamamlayan birim biçimlerin belli sistemlerle yan yana gelmesinden oluşur. Ancak yan yana geliş sistemleri farklılıklar da gösterir.

Doğal dokular, bütün içinde birbirini tamamlayarak yapısal bir sistem oluştururlar. Dokulardaki yapısal karakterler, işlevsellikle ilgili elbette. Dokusal yüzeylerin oluşumu, sürpriz ayrıcalıklar da göstermekte. İnsanlardaki farklılıklar gibi...

Bazı şeylere, örneğin sevgiye, hüzne dokunamazsınız ama hissedersiniz, görürsünüz. Marta’nın görsel dokuları da böyle. Bazen de dokunmak gerekir, pürüz gelir elinize, yine duyumsarsınız, hissedersiniz. Kalbinizle dokunmanın tadını yaşarsınız Marta resimlerine. Nasıl ki etrafımıza baktığımızda kentte yaşayanlar betonun dokusunu, kasabada yaşayanlar öncelikle toprağın, ağacın dokusunu görürler, ben de iç dünyamın dokularını görüyorum bu resimlerde. Birileri hep yapay doku, diğerleri de doğal dokunun içinde yaşarlar. Kaçımız farkederiz bilinmez.

Marta’nın dinamik dokularının yanında güncel değişken dokuları da vardır, denizin dalgası gibi. Denizlerindeki dalgalar yürekte de yaşanır doku tadında…

Yazan: Serap PAŞALI

« Geri